3 Şubat 2009 Salı

Türkiye’yi nasıl parçalıyorlar, Bölüm 7 ( Türkiye analizleri 4.7 )

İstanbul depremi hazırlıkları


İstanbul depremine çok az vakit kalmış olmasına rağmen, bu konuda doğru dürüst tedbir alınmadığı, herkesin malumudur. Depremde yıkılacak olan zayıf binaların, müteahhitler eli ile devletten 1 kuruş bile çıkmadan, yıkılarak yenisinin yapılmasına olanak sağlayacak kanun bile TBMM’den çıkmamıştır. Yani bir kanun bile halka çok görülmüştür. Çünkü büyük İstanbul depremi ile çok sayıda insanın ölmesi, ekonominin felç olması istenmektedir. Onun için hiçbir şey yapılmamıştır ve yapılmayacaktır. İstanbul depremi, çok hasarlı bir deprem olursa, bu Türkiye’nin bölünmesi için en önemli fırsat olacaktır.

Açlık



Global ısınmanın dışında, sadece Türkiye’nin iç dinamikleri nedeni ile Türkiye kısa süre içinde açlıkla karşı karşıya kalacaktır. Önce bu açlık, peşinden de susuzluk derken felaket büyüyüp gidecektir. Bunu önlemek için yapılacak pek çok şey olmasına rağmen, tam tersi yapılmaktadır. Tohumluklar yok edilmiştir, tohum yetiştirme merkezleri kapatılmıştır, erozyona karşı tedbir alınmamaktadır, bilinçsiz ve toprağı körletici sulama yapılmaktadır, 2b alanlarının orman sahası olmaktan çıkarılması gibi bilinçli hainlikler yapılmaktadır.

Türkiye’nin açlıktan kurtulması için, çok daralmış olmasına rağmen hala vakit vardır. Ama ülkenin açlık felaketinden kurtulmaması için ellerin den geleni yapmaktadırlar. Niçin?

Çünkü açlık demek Türkiye’nin parçalanması, paramparça olması demektir. İmparatorluk diyor ki, hele bir parçalansın, sonra biz doğruları yaparak Anadolu’yu yine üretken hale getiririz.

Ekonomik Bunalım

Bugün dünyanın karşı karşıya olduğu ekonomik bunalım, kapitalizmin işleyişinin doğal bir sonucudur. İnsanların açgözlülüğü körüklendikçe bu bunalımlar olacaktır ve olmuştur. Sanırım İmparatorluk bu bunalımı çözecektir. Ama ne pahasına çözecektir? İmparatorluk sürekli karşılıksız para basmaktadır. Yani paranın değerini düşürerek, bunalımı tüm dünyaya yaymaktadır. Böylece herkes gittikçe biraz daha fakirleşmektedir. Bunalım öncesinde, zaten birileri eskisinden çok daha fazla zengin olmuşlardır. Şimdi sıra, zararın fakirin sırtına yüklenmesine gelmiştir.

Şu anda yaşanmakta olan ekonomik bunalım bitmeyerek, kapitalizmin de sonunu getirebilir. Ancak bence daha kapitalizm kendini yok etme noktasına gelmemiştir. Bu bunalım bitecek, bir süre sonra bir yenisi hortlayacaktır. Ta ki kapitalizm tarihin tozlu sayfalarına gömülene kadar bu böyle sürüp gidecektir. Bu bunalımların çıkmasının önüne geçilemez mi? Tabii ki geçilir. Ama bunun için parayı yok etmek gerekir. Bir gün gelecek dünyada para kullanılmaz olacaktır. O gün kapitalizm olmayacaktır.

Enerji



Ülkenin bölünmesini ivmelendirecek bir diğer husus da enerji yokluğu olacaktır. Daha önce de yazdığım gibi Türkiye mümkün olduğu kadar çabuk, güneş enerjisi gibi temiz enerjiye ve nükleer enerjiye geçmelidir. Türkiye istese tüketim olarak tüm enerjisini temiz enerji olarak elde edebilir.

Nükleer enerjiye ise, deniz suyunu tatlı suya çevirmek için ve temiz enerji eksiğini tamamlamak için ihtiyacı vardır. Ancak, bu konuda da İmparatorluk, Türkiye’nin enerji sorununu, uygun bir şekilde çözmesini istememektedir. Son nükleer enerji ihalesine hiçbir önemli ülke ( Rusya hariç ) katılmamıştır. İmparatorluk Türkiye’yi parçalama konusunda bu kadar ilerlemişken, ona soluk alma fırsatı vermez, vermeyecektir.

Eğitim

Bu kadar önemli bir konuya burada kısaca değinmek istemiyorum. Sadece yapılmak isteneni hatırlatayım. Şu anda yapılmakta olan, eğer baştan beri söylenenler tutmaz ise, ileriki yıllarda bölünmeye daha az dirençli ve aslında bölünmeyi kolaylaştıracak nesilleri yetiştirmektir. Bunun için Cumhuriyet ve Atatürk bilincinden yoksun, dinin hurafesine bağlı eğitim yapılmaya çalışılmaktadır.

Bu konuyu uzatmak istemiyorum, ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Şu anda Anadolu’daki okullarda 5’ci sınıfa kadar gelmiş olup, okuma yazma bilmeyen çocukların sayısı inanılmayacak kadar çoktur. Bunun artık ne olduğunu söylemeye gerek yoktur.