10 Haziran 2008 Salı

Türkiye analizleri 3 8

11.Taşıma

Geleceğin dünyasının en önemli konularından biri taşımacılığın nasıl yapılacağıdır. Taşımacılıkta kullanılan enerji fosil yakıt kökenli enerji olmamalıdır ve olmayacaktır. Enerji olarak elektrik enerjisi, güneş enerjisi, hidrojen ve benzedi enerji kaynakları kullanılacaktır. Dünya krizin içine tam girmeden halledilmesi gereken konulardan biri de budur. Bu nedenle bu konu devletin el atması gereken ve ancak devletin gücü ile başa çıkılabilecek bir konudur.

Taşımacılıkta kullanılan yakıt her durumda ucuz, bol bulunabilinen ve çevreye hiçbir zarar üretmeyen yakıt olmalıdır. Taşımacılığın hızı ve külfeti, yukarda sayılanların yanında önemli faktörler olarak görülmemelidir. Tabii ki hızlı taşımacılık tercih edilir ama çevre kirliliğine rağmen değil. Kolay taşımacılık tercih edilir ama çevre kirliliğine rağmen değil.

İlk yapılacak işlerden biri karayolu taşımacılığı yerine demiryolu ve denizyolu taşımacılığına geçmektir. TIR’lar karayolunu kullanmak yerine gidecekleri en yakın yerlere kadar RO-RO gemileri veya RO-RO trenleri ile gitmelidirler. Karayolları bomboş, nerede ise kırk yılda bir araç geçer hale gelmelidir. Etrafı bu kadar denizlerle çevrili bir ülke olarak, deniz taşımacılığından yeteri kadar faydalanmıyoruz. Son yıllarda gemi yapımı ülkemizde çok gelişti. Buna dayanarak ihtiyacımız olan her tip geminin ülkemizde yapılabilinecektir. Ve bu önemli bir avantajdır.

Kent içinde kişisel otolarla yapılan taşımacılığa behemehal son vermek gerekir. Herkes işine, arkadaşına ve eğlenceye toplu taşıtlar ile gitmelidir. Belli bölgelere taşıt girişi yasaklanmalı, insanların 2–3 Km lik yolları yürümesi ön görülmelidir. Ayrıca kent içi ulaşım aracı olarak bisikletlerin kullanımı teşvik edilmelidir. Öyle bir tüketim alışkanlığına sürüklenmişiz ki, kentlere bakıyorsun, bir araba bir kişi, bir araba iki kişi. Bu israftır. Buna müsaade edilemez.

Toplu taşıma araçlarını bazılarımız ter kokusuna dayanamadıklarından kullanamıyorlarmış. Arkadaşlar, eğer toplu taşıt araçları ter kokusu varsa bunun baş müsebbiplerinden biri işlerine tek başına gidenlerdir. Kimse ülke kaynaklarını böyle harcama hakkına sahip değildir. Ve kimse ne oluyor para benim param, paramı ödüyorum ya diyemez. İmkân ve kaynaklar herkesindir ve bunun parasal ölçüsü yoktur.

Herkes şunu dikkate almak zorundadır. Fosil yakıt kullanarak, Arap şeyhlerine ve Emperyalistlere verdiğimiz paraların hattı hesabı yoktur. Bunlara ödediğimiz paralarla her sene o kadar çok alt yapı yatırımı yapabiliriz ki, herkesin hayatı daha kolaylaşabilir.

Burada bir konuya daha açıklık getirmek gerekir. Ben kişilerin araba sahibi olmalarına ve ihtiyaç halinde arabalarını kullanmalarına karşı değilim. Söz konusu olan arabanın mülkiyeti değil, arabanın kullanımı ve hele lüks kullanımıdır. İnsanlar ihtiyaçları durumunda kendi otolarını kullanabilmelidirler. Bu ihtiyacın içine psikolojik ihtiyaçları da girer. Ama alışkanlık olarak, rutin olarak kullanmamalıdırlar. Yani kendi arabalarını kullanmadan yapabilecek işleri, kendi arabaları dışında kalan yollarla yapmalıdırlar.

Trenlerin hepsi elektrik ile çalışabilir hale getirilebilinir. Bugünkü teknolojik ilerleme artık bizi fosil yakıtlara muhtaç olmaktan çoktan kurtarmıştır. Sorun, Arap şeyhlerinin ve Emperyalistlerin yeni ve temiz kaynakları kullanmamıza müsaade etmeyerek, bizi soymaya devam etmeleridir. Bile bile niye soyulalım ki, biran önce hidrojen kullanan veya güneş pili ile çalışan taşıtlarımızı yapalım ve petrol yakan araçların poposuna da tekmeyi basalım…

Taşımacılık bir devlet politikası olarak ele alınır ve doğru işler yapılırsa, yukarıda özetlenmeye çalışılan hedeflere çok kısa bir süre içinde varılabilinir. İş yine dönüp, dolaşıp iktidarın kimin iktidarı olduğu sorununa gelip dayanıyor.